Şimdi değilse ne zaman?
28 Şubat’tan bu yana ABD-İsrail’in İran’a yönelik ortak askeri saldırılarının ardından, Ortadoğu’da Basra Körfezi’ni Umman Denizi ve Arap Denizi’ne ve ardından da Hint Okyanusu’na bağlayan Hürmüz Boğazı dünya gündemine oturdu. Bu yazının yazıldığı tarihlerde de hala gündemde. Gelecekte ne olur bilinmez ama krizin ilk gününden bu yana tüm Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de tüm televizyon kanalları ve gazete köşelerinde Hürmüz Krizi’nin nedenleri ve sonuçları üzerinde uzun uzun değerlendirmeler yapılıyor. Alanında uzman olan / olmayan birçok isim bu konuda analizler yapıp krizin çözümüne dair öneriler getiriyor. Hatta şu anda bile tüm haber kanallarında bu anlamsız gösteri devam ediyor.
Bu kadar yoğun ilgi arasında gözümden kaçtıysa kusura bakılmasın ama, Çanakkale ve İstanbul’da olmak üzere en az bu kadar değerli 2 ayrı boğaza birden ev sahipliği yapan Türkiye Cumhuriyeti’nin soğuk savaş döneminden bugüne ve bugün yine hala devam eden Ukrayna-Rusya savaşındaki sağlam duruşunun temeli olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni (1936) bugün neden hiç konuşmuyoruz? Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’dan bizzat yönettiği bu anlaşma sürecinde, tam 90 yıl öncesindeki vizyoner yaklaşımı ile “boğazlarda barışı” nasıl teminat altına aldığını neden hiç kimseden duymuyoruz, duyamıyoruz ?
Tarihçi değilim, ama yaş ilerledikçe yakın tarihe merakım da artıyor. Ben kısaca araştırdım, merak edenlere de tavsiyem; Lozan’dan Montrö’ye kadar geçen süreci araştırıp anlamaya çalışmaları. Tabii ki; genç Türkiye Cumhuriyeti’nin zamanın dünya lideri ülkeleri karşısındaki duruşunu da hesaba katarak.
Umarım ve dilerim ki; yakın tarihle olan hesaplaşmamızı bir an önce bitirir, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun da 100 yıllık genç delikanlı Türkiye Cumhuriyeti’nin de diğer Dünya devletleri karşısındaki tarihi başarılarını “ama”sız ve “fakat”sız konuşabilecek hale gelebiliriz...
Evet değerli uzmanlar! Bundan tam 90 yıl önce Dünya Barışı adına imzalanmış Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve bu sözleşmede emeği geçenleri ne zaman konuşacaksınız ?
Şimdi değilse ne zaman?
Saygı ve sevgiyle...

